ŞEYMA DUMRUL EMAİL GÖNDERMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

 
ÇEVRE

Küreselleşme; gelişen bilim, teknoloji, iletişim ve bir çok etken ile birlikte ortaya çıkan bir

kavramdır. Küreselleşmenin hızlanması 20. yüzyıl ile birlikte gerçekleşmiştir. Bu hızlanmada,

teknolojinin ve ekonominin payı büyüktür. Artık mesafeler kalkmış, Amerika’da olan bir

olayı Asya’da yada Asya’da olan bir olayı Amerika’da yaşayan bir kişi kolaylıkla anında

öğrenebilir durumdadır.

Son 30 yılda gelişen çevre anlayışı ile küreselleşme arasındaki bağ çok yönlüdür.

Sanayi devriminden bu yana sanayileşmenin yarattığı kirillik II. Dünya Savaşı’ndan sonra az

da olsa bir duyarlılık yaratmaya başlamıştır. İlk olarak Amerika’da bir grup insanın kendi göz

zevki, peyzaj için ortaya çıkan çevre hareketi günümüzde küresel iklim değişikliği ile birlikte

her ülkenin gündeminde olan bir konudur.

Ekonomik gelişmenin getirdiği kirliliğe bir tepki olarak ortaya çıkan çevreci anlayış;

dünyanın her yerinde insanlarda oluşturduğu duyarlılık ile küreselleşmeye katkıda

bulunmaktadır. Dünyanın bir bölgesinde meydana gelen çevre kirliliği mutlaka hava, akarsu

gibi etkenlerle dünyanın diğer ucuna taşınmakta ve burada da kirlilik yaratmaktadır.

Çernobil’den yada Macaristan’daki Alimünyum tesisinin atık barajının patlaması sonucu

oluşsan kirlilik akarsular ve havayla çevre ülkeleri de etkilemiştir.

Son günlerde Japonya’da meydana gelen deprem ve tusunami sonucu ortaya çıkan

nükleer santral sızıntısı gibi çevre felaketleri dünyada büyük endişe yaratmıştır. Hem burada

meydana gelen kirlilikten etkilenir miyiz korkusu hem de giderek yaygın bir şekilde kurulmak

istenen nükleer santrallerin ne kadar güvenilir olduğu tartışması dünya kamuoyunun

gündemine düşmüştür.

Çevre konusundaki küresel endişeler bu konuda duyarlı bir dünya kamuoyunu

yaratmıştır. Çevresel etki değerlendirmelerine verilen önem artmış; artık firmalar kendilerini

çevreyle dost göstermek ve insanların olurunu, sempatisini toplanmak için ellerinden gelen

her şeyi yapmaktadır. Hatta yaptırılmak istenmeyen bir yatırımın çevre düşmanı olduğunu

iddia etmek o yatırımın önünü tıkayabilmektedir.

Çevre kirliliğini önlemek amacıyla bir çok uluslar arası düzeyde antlaşmalar

imzalanmıştır. Bu antlaşmalara ne kadar uyulduğu ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte

çevre sorunları küresel bir duyarlılık yaratmıştır. Ozon tabakasındaki deliğin her gün giderek

büyüdüğü ve ekolojik yaşama dönüş furyasının arttığı bir zamanda dünyanın her hangi bir

yerinde meydana gelen kirlilik anında küresel bazda bir tepki oluşturabilmektedir. Çevre

sorunları küreselleşmeye insanların etraflarına karşı duyarlı ve yaşadığı çevreyi sadece

kendileri için değil tüm dünya için korumaları gerektiği anlayışını kazandırmıştır.

ŞEYMA DUMRUL


r.