ŞEYMA DUMRUL EMAİL GÖNDERMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

 

 

DOĞAL DEĞİL İNSANİ AFETLER

Hopa’da yaşanan sel felaketinin ardından yine kendimizi sorgulamamız gereken bir döneme girdik. Ancak artık sorgulamanın  yanında bir de önlem alınması gerektiğinin farkına varılması öncelikli dileğimizdir.  Doğa ile oyun olmaz, siz doğayı hiçe sayıp bildiğinizi okumaya kalktığınızda sonuçlar hep acı olacaktır. Hopa’da olanlar aslında yıllardır yaşadığımız ve ne yazık ki birilerinin işine gelmediği için hep göz ardı  edilen gerçekler . 

Bilinçsizce, gelişi güzel kesilen ağaçlar ve dere yatağına yapılan binalar  yani çevre hesaba katılmadan yapılan  işler  bugün  yaşadığımız sonucun nedeni. Peki insan hatasından kaynaklanan problemleri göz  ardı edip;  Allahtan gelene  katlanılır diye açıklama  yapan Hopa Belediye Başkanına ne diyeceğiz. Tabi ki takdir Allah’ındır ama  Allah  kuluna kullanması için akılda vermiştir. Sen eşeğini sağlam kazığa bağla  sonra  tevekkül et.  İktidarın, yanlışlarının sorgulanmasını engellemek için dini kullandığının en açık örneği Hopa’da . Bizim hiç hatamız yok, çevreyi hoyratça tahrip etmedik diyenler peki bu 8 canın hesabını nasıl verecek ?

Hopa’da yaşananlar aynısı 2012’de Samsun’da yaşanmış yanlış yatırımların sonucu 13 kişi hayatını kaybetmişti. Ama en acısı mahkeme sorumluları cezalandırmak yerine doğal afet deyip olayı kapatmaya çalışmıştı.  Dere yatağına yapılaşmaya izin verenlerin hiç mi kusuru yoktu ?

Sadece Hopa’da, Samsun’da değil İstanbul’da da doğayı hiçe sayıp dere yatağına yapılaşmaya ruhsat veren yetkililer vardı ve sonuç yine masum insanların ölümü oldu. Örneğin Ayamama Deresi üzerinde yapılan binalar, doğru yapılmayan ıslah çalışmaları   sele davetiye çıkardı. İstanbul’da irili ufaklı 67 dere bulunmakta . Bu dereler üzerinde yürütülen yanlış çalışmaların  herkes farkında. Ayamama Deresi’nde yaşanan sel felaketinde insanların yaşamını yitirmesi, Kurbağalıdere’nin pislikten fokurdaması  İstanbul’da ve diğer 80 İlde bu işi birilerinin yapamadığının en büyük kanıtıdır.

Bunlar yetmezmiş gibi yaşanan her doğal afet sonrası  birileri çıkıp “Gerekli Önlemleri Alacağız” gibi afilli  bir cümle söyleyip işin içinden çıkacağını düşünüyor ki aynen de öyle oluyor. 2012’de Samsun’daki sel felaketi sonrası böyle bir açıklama yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı  acaba hangi önlemler aldı. Yoksa sırf kazanç uğruna yanlış HES yatırımlarına ruhsat vermeyi ve savunmayı önlemden mi sayıyorlar.

Doğa intikamını mutlaka alıyor. İnsanoğlu kısa bir süreliğine doğaya hükmettiğini düşünse de yaşanan acı tecrübeler  tam tersini kanıtlıyor. Türkiye’de deprem olur üzerinden  uzun  yıllar geçer bir önlem alınmaz tam tersine  bu argümandan yararlanılıp birileri çürük zeminleri bırakıp, sağlam bölgelerde kentsel dönüşüm altında ceplerini doldurur.  Yine Türkiye’de  sel olur kimse ders almaz; hoyratça HES yapar, dere yatağını imara açar, ağaç keser .

Türkiye’de büyük bir anlayış değişikliğine ihtiyacımız var. Çevre ile uyumlu, doğaya zarar vermeyen yaşam tarzı geliştirmek, sadece birilerinin ceplerini doldurmasını değil diğer insanların  hayatını  düşünmek bu kadar mı zor ?  Yani artık bu felaketlere doğal afet değil; insani afet demek lazım.

 

 

ŞEYMA DUMRUL