ŞEYMA DUMRUL EMAİL GÖNDERMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

 

       

 KÖPRÜLERİN ŞEHRİ   İSTANBUL

 

 

          Her sabah   güzelim İstanbul’u  katledecek bir planla uyanıyoruz.   Şimdilerde   en moda katliam planı üçüncü köprü ; daha kaç sabah bu  planla  uyanacağız  Allah  bilir.    Herkes  üçüncü   köprü hakkında    bir şeyler   yazıp çiziyor ; ya da    çıkıp televizyonlara  konuşuyor.  Ama bunları dinleyen kim ?   Biz her şeyi  planladık size laf düşmez dercesine  ; İstanbul’u   korumak isteyen  çağrılara kulak tıkanıyor.  

 

          Peki ne  olacak   İstanbul’un katliamına dur diyenler susacak mı ? tabiî ki de  hayır.    Zafer  Murat Çetintaş  3. Köprü hakkında yazdığı bir yazısında  üçüncü köprünün  geçmişinden  ;  ilk  üçüncü köprüye  karşı hareketi çevreciler olarak nasıl başlattıklarından   ve Recep Tayip Erdoğan’ın geçmişten günümüze üçüncü  köprüye bakış açısını  olayları bizzat yaşayan bir çevreci olarak   ele almış . Recep Tayip Erdoğan   o kadar İstanbul’un akciğerlerine düşkünmüş ki  Ormanın  Kara Kitabı  diye bir kitap bile hazırlatmış .    İnsan  bu satırları   okuyunca  ve geçmişle  şimdiyi mukayese ettiğimizde   çıkarların  ve rantın insana neler yaptırdığına   tanık oluyoruz.

 

 

        Şimdi  hep beraber bir beyin fırtınası yapalım üçüncü köprü  yapılırsa neler olacak tahmin edelim.  Yıl 2010  ve  İstanbul’un nur topu  gibi üçüncü bir köprüsü oldu . Eee trafiğe çözüm geldi mi   ya da artık İstanbullu  daha mı mutlu ?  Cevap ne yazık ki  hayır olacaktır. Çünkü   bu köprü geldiğinde  trafiğe katılan araç sayısı daha da artacak  ;üstüne üstelik  zaten  canice   yok edilmesine  göz yumdukları ormanlarımız da  elden gidecek . Hatta  bu köprüde  yetmedi  dördüncüsünü,  beşincisini ,onuncusunu yapalım diyecekler.  Metrobüs  çözüm deyip de  sonradan onunda artık bir işkenceye dönüştüğüne hepimiz tanık olduk. Ne demişler su akar göz bakar; yani her şey ortada  ve anlaşılır  ama anlayana .   Diğer  yandan bir de  İstanbul’un  nüfusu  iyice artacak ve bu şehir yaşanmaz ; adım atılmaz hale gelecek.

 

      Hal böyle olunca  her şeyi baştan düşünmek gerekiyor.  Olaylar içinden çıkılmaz bir hal almadan   bu  köprüler zincirinden   vazgeçmek lazım.  Bizim asıl istediğimiz İstanbul’a rahat bir nefes aldırmaksa ;  yapılması gereken   bir an önce iş bulma  umuduyla   İstanbul’un taşı toprağı altın diye gelen   ve  çok kötü koşullarda burada yaşayanların   geri dönüşünü sağlamak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya  yatırım yapmak lazım .  Bakın görün o zaman ne trafik  sorunu kalıyor ne de bu bitmek bilmeyen  kargaşa . Asıl sorun   bu şehrin  bu kadar insanı  kaldıramaması ; bir köprünün yapılması değil. Gerçi   bu köprü yapılırsa  o zaman gerçekten   büyük  bir sorunumuz olacak.. Artık nefes alamaz  hale geleceğiz   ;  her yanımız köprü olacak  . Yetmeyecek  gün gelecek evimizin salonunda bile bir köprü geçecek . Ne yapalım   trafik sorununu  çözmek zor değil mi ?  Sıkıştın mı bir köprü daha yaparsın çözersin   her şeyi.

 

 

     Biz Türkler  o kadar  acayipleştik ki   yüzyıllar sonrasını  ya da vazgeçtim bu çok   50 ya da yüz yıl sonrasını planlayarak değil  sadece günü  kurtaracak planlar üretip  işin içinden çıkmaya çalışıyoruz.  En vahimi de bu günlük planlar peşinde  oradan oraya sürüklenen  bizi  yöneten  kesim.   Aslında  istesek neleri planlarız ama  bu planlar bazılarının işine  pek de  gelmiyor. Ne yaparsın ekmek parası derdi bu uzun  vadeli çözümlerden pek kazanılmıyor.      Artık  köprüler , ağaçların  kesilmesi  ,tarım  ve hazine arazilerinin talan edilmesi    kazandırıyor.

  

Bencillik diğerinin yaşam  hakkını yok sayma  en çok rağbet görenler listesinin  ilk sırasında.  Bu nedenle  köprüler zincirini   kurmak için   ellerinden  geleni yapacaklar.   Şimdi sıra halkımızda  ;  artık bu  talana bir dur  demek ve İstanbul’umuza bu on bin yıllık tarihe sahip çıkma zamanı .   Her  ne kadar   köprüler zinciri   bir kurtuluş gibi görünse de  bunun   büyük bir   yanlışlık olduğu  anlaşılacak. Önemli olan bunu  şimdiden  görüp bu zincirin bir halkası olmamak. 

 

                                                                        ŞEYMA DUMRUL