ŞEYMA DUMRUL EMAİL GÖNDERMEK İÇİN TIKLAYINIZ.


 

Suriye’de kanton Kıbrıs’ta tek devlet!

Son yıllarda siyasetin gündeminde bir “Kanton” sistemi tartışmaları geniş yer almaya başladı. Her ne kadar televizyon kanallarındaki tartışma programlarında pek gündeme taşınmasa da özellikle Güney Suriye’de yaşanan gelişmeler bu kavramı siyasi hayatın gündemine soktu.
Kanton; bir ülkenin, idari ya da sınırsal alt birimlerinden her birine verilen addır. Örneğin bu bir coğrafi bölge ya da bir eyalet olabilir. İsviçre Kantonları İsviçre Konfederasyonunu oluşturan her bir eyalet birimidir. Kantonlar mini bir devlet şeklinde örgütlenmektedir. 2014 yılında Suriye’de bu sistem için girişimlerde bulunuldu ve 3 kantonun kurulduğu ilan edildi. İlan edilen Kürt Kantonlarını destekleyenler olduğu gibi bunu bir tehdit olarak algılayanlar da oldu. Acaba demokrasi adına yaptıkları söylenen bu kanton yapıları ileride Irak Kürt Özerk Bölgesiyle birleşip Büyük Kürdistan’ı kurma kararının ön çalışmaları mı diye yorumlayanlar oldu? Bu Kanton ilanlarını özgürlük adına atılmış bir adımdır diye okuyanlarda mevcuttu.

Geleceğin bize ne getireceğini kimse bilemez. Örneğin birileri seçim öncesi HDP barajı aşmaz ise 1990’lı yıllara döneriz deniyordu. HDP barajı aştı fakat ortam 1990’ları aratmaz hale geldi. Bu duruma nasıl gelindi? IŞİD’i koruyan AKP’nin mi PKK’yı koruyan HDP’mi süreçten sorumlu ? Bu sorulara bakış açısına göre değişik cevaplanabilir. Tek gerçek bu savaş ortamından CHP’nin sorumlu olmadığıdır.

Bu süreç içerisinde kanton sistemi kurtarıcı, barışı tesis edecek çözüm olarak görülmektedir. Peki Ortadoğu’da barış için kantonlar kurtarıcı görülürken Kıbrıs sorunun çözümünde iki kesimin tek devlet çatısı altında konfederasyon modeliyle birleşmesi reçetesi önerilmektedir. Ama ne hikmetse her defasında Rum Kesimi birleşmeyi yokuşa sürdü. İlla çözüm için Kıbrıs’ta birleşmek mi gerekiyor? Ortadoğu’da barış için Kantonlar önerilirken; Kıbrıs’ta tek devlet ısrarı nedendir? İki ayrı devlet şeklinde Kıbrıs devam etse ama sıkı dostluklar kurulsa olmaz mı?

Türkiye’de iç barış için edişe duyulduğu bugünlerde çözüm sürecini yürütenler hırslarına yenilmiş gibi gözüküyor. Yıllardır tek başına iktidarın getirdiği yozlaşma ve biz barış için silahı değil siyaseti seçtik diyip sonra PKK’yı yaptığı eylemlerden dolayı bir kez bile eleştirmeyen HDP barış için hangi adımları atacaklar herkes merakla bekliyor.

Kürt, Türk, Çerkez, Laz, Alevi, Sünni ayrımı yapmıyoruz diyenler işte tamda ayrım yapmadıklarını bu zamanda gösterecekler. MHP’nin ve HDP’nin keskin milliyetçi tavırları artık bu ülkeyi bunalttı. Buna birde AKP’nin gözünü yeşil dolar bürümüş politikası eklenince iş arap saçına döndü. Bu saçı kim çözecek ? Türkiye daha ılımlı daha kardeşçe bir siyaset istiyor. Seçim meydanlarında hepimiz kardeşiz söylemleriyle oy toplayıp; daha sonra bu ülkeden çekip gideceksiniz naraları çekenlerden İllallah ettik.

AKP’nin yanlış dış politikası, Amerika’nın Ilımlı İslam politikasına teslimiyet bizi bu noktalara getirdi. IŞİD’ e ve PKK’ya verilen tavizler; başka ülkelerin iç işlerine burnunu sokmalar … Peki bütün bunlar kimlerin çıkarları için? Tek bildiğimiz Türkiye’de , Suriye’de, Irak’ta yaşayan masum halkın huzuru ve refahı için değil. Biz barış istiyoruz, huzur istiyoruz. Egolar uğruna ölen masum insanlar istemiyoruz…

 

 


r.